15 Kasım 2008 Cumartesi

Bir hikaye...

Günlerden birgün ormanların birinde, can simidi ormanlarında Yeşil'can adında bir solucan yaşarmış. Bu solucan kendi kendine yetermiş. Ama bir de dostu Zot'can varmış(olurda bişey olup kendi kendine yetmezse diye). Bizim yeşil solucanımız Yeşil'can her ne kadar ot yemeyi seviyorsa (rengindende belli olduğu gibi), arkadaşı Zot'can da o kadar, kahve içmeyi severmiş(rengindende belli olduğu gibi).

Yine günlerden bir gün Yeşil'can ormanda tek başına gezerken Zot'can ile karşılaşmış, ve bu iki iyi dost, can simidi ormanında yürürüyüp neşeli oyunlar oynamaya başlamış. Bu ikili tam neşelerinin en üst seviyesindeyken ormanın en kurnaz yılanı Siyah'cek i farketmişler.
Bu iki küçük solucancık kurnaz yılana görünmeden uzaklaşmak istesede, zaten siyah'cek ormanda pusu kurmuş onların gelmesini bekliyormuş. Uzaktan solucanları gören siyah'cek içinde her zaman ki gibi duyduğu o pis heyecanı hissetmiş. Kötülüğün heyecanını.
Siyah'cek büyük bir hızla yanlarına gitmiş ve adeta, bir dostmuş gibi konuşmaya başlamış. Sahte kelimeler ile solucanları kendine ısındıran siyah'cek planını ağır ağır uyguluyormuş. En sonunda asıl planını uygulamak için solucanların yeterli kıvama geldiğini düşünen siyah'cek laf arasında "marshmallow sütunlarından yapılmış antik mekanın içinde, kahveli yeşil otlar varmış" demiş. Bunu duyan iki arkadaş, hep birbirlerine tattırmak istedikleri damak zevkleri için, bunun mükemmel bir fırsat olduğunu düşünmüşler. Ama aslında böyle birşey olmadığını ve bunun siyah'cekin kanlı diş canavarına olan borcuna karşılık, kendilerini oraya adak olarak yönlendirdiğini tahmin bile edememişlerdi.

Neyse, gel zaman, git zaman can simidi ormanında yürüyen ikili antik mekana gelmişler. İçeride korkunç bir sessizlik hakimmiş. Ama iki küçük cesur solucanımız bundan hiç korkmamış. Siyah'cekin bahsettiği kahveli otları ararlarken, kanlı diş canavaları birden saldırmışlar ve saniyesinde Yeşil'canı parça pinçik etmişler. Zavallı Zot'can korkudan ne yapacağını bilemeyip orada kalınca onunda sonu aynı olmuş.


En sonunda ise herkes mutlu olmuş. Siyah'cek borcunu ödemiş, kanlı diş canavarları alacaklarını almış, Yeşil'can ve Zot'can ise birbirlerinin damak tadını tatmadan ölmenin mutluluğunu yaşayamadan ölmüşler, ama biz mutluluğunu yaşadılar diyelim. Çünkü aslında Yeşil'can da, Zot'can da birbirlerinin damak zevkini tatmak istemiyormuş. Sadece ayıp olmasın diye öyle söylüyolarmış.
Daha sonra ise Dely yüzünde bir tebesüm ile uyanmış ve büyük bir gönül rahatlığı ile mutfağa gidip tüm jelibonları yemiş...

DeLy..

2 yorum:

randomcircleshead dedi ki...

yeşilcanın zotcanla birlikte artık daha güvenli bir yerdeler.
dely nin midesinde.
kimbilir çoktan dışkı olup kanalizasyona karıştılar ama
mutlular.
mutluluk en yakınının ruhuyla birlikte kanalizasyon borularında pişman olmamaktır.
Şerefe!

Adsız dedi ki...

çok uzun ,okuyamadım ancak, resimlerden anladım ki canın sıkılmış,uğraşmışsın,güzel olmuş dely.

:) blogun çok güzel yazmaya devam et.